top of page

FSHD TEDAVİ ARAŞTIRMALARI, SAFHALARI VE ÇALIŞMA MEKANİZMALARI

  • Writer: Aslı Erkan
    Aslı Erkan
  • 2 days ago
  • 4 min read

Güncelleme tarihi: 03 Temmuz 2026

FSHD tanısı almak, nadir ve zorlu bir yolculuğa çıkmak gibi hissettirebilir. Ancak umut etmek için çok nedenimiz var. Mevcut durumda devam eden 20’den fazla tedavi araştırması bulunuyor.  

Daha önceki yazılarımızda FSHD mekanizmasının nasıl çalıştığını ve devam eden klinik (Faz 1-2-3) ilaç araştırmalarını sizlerle paylaşmıştık. Peki “Faz 1 veya preklinik ilaç araştırması” derken ne demek istiyoruz? Birçok ilaçtan bahsediyoruz, bunların hepsi aynı şekilde mi çalışıyor? İlaç etki mekanizmaları nelerdir? En son ve en önemli olarak, hangi ilaçlar hangi aşamada ve hangi etki mekanizmasına sahip? Bu çok önemli soruları anahatlarıyla yanıtlıyoruz.


İLAÇ ARAŞTIRMALARI KAÇ SAFHADAN OLUŞUR?

İlaç araştırmaları preklinik (klinik öncesi) ve klinik olarak ikiye ayrılır.


Klinik Öncesi/Laboratuvar Safhası

Bilim insanlarının, ilacı hücreler veya hayvanlar üzerinde test ettiği aşamadır. Temel amaç, tedavinin insan klinik çalışmaları için uygun olup olmadığını anlamak üzere temel güvenlilik, toksisite ve etkililiğini değerlendirmektir. Bu safha kendi içinde iki aşamaya ayrılır. In Vitro laboratuvar testi, yaşayan organizmaların dışında, örneğin deney tüpleri ve kültür kaplarında yapılan deneylerdir. In Vivo laboratuvar testleri ise tedavinin bir biyolojik sistemi nasıl etkilediğini görmek üzere canlı hayvanlar üzerinde yapılan testlerdir.


Klinik Araştırma Safhaları

Faz I: İlacın güvenliliğini, olası yan etkilerini ve optimal doz miktarını değerlendirmek için küçük bir insan grubu (20-100 kişi) ile gerçekleştirilen ilaç denemesi sürecidir. Süreç birkaç ay ila 1 yıl arasında sürebilir.

Faz II: İlacın etkililiğini, güvenliliğini, kısa dönem yan etkilerini ve optimal doz miktarını değerlendirmek üzere daha büyük bir insan grubunda (100-300 kişi) yapılan ilaç testidir. Birkaç aydan 2 yıla kadar sürebilir.

Faz III: Büyük ölçekli insan gruplarıyla (1000-3000) pek çok tıbbi merkez üzerinden gerçekleştirilen güvenlilik, etkililik, yan etki değerlendirmesidir.

Onay süreci: İlacın Faz 1-2-3 süreçleri başarılı olduğu takdirde, pazarlama yetkisi için düzenleyici makamların (FDA gibi) onayına sunulur. İlaç araştırmalarının büyük çoğunluğu ABD’de olduğu için bu konularda yetkili makam genelde FDA’dır. (ABD Gıda ve İlaç Dairesi)

Faz IV: İlaç düzenleyici makamlardan onay aldıktan ve pazara sunulduktan sonra gerçekleştirilen, pazarlama sonrası değerlendirmedir. İlacın uzun dönem etkilerini, nadir yan etkilerini ve gerçek dünyadaki performansını daha büyük bir popülasyon üzerinde takip eder.



GENETİK 101

FSHD, kök nedeni son derece karmaşık bir hastalık olduğundan, tedavi mekanizmaları da bir o kadar karmaşıktır. Tedavi çeşitlerini irdelemeden önce kısa bir Genetik dersi…



Kromozom: Canlıların genetik bilgilerini taşıyan ve hücre çekirdeğinde bulunan DNA-protein paketleridir. DNA'nın "histon" adı verilen özel proteinlerin etrafına sarılarak yoğunlaşmasıyla oluşurlar.

DNA: Kromozomların ana maddesidir. Hücrenin tüm yaşamsal faaliyetlerini ve protein tariflerini şifreleyen ana yönerge merkezidir.

RNA: DNA'daki şifreyi okuyarak protein üretim merkezine (ribozoma) taşıyan elçi moleküldür.

Protein: DNA'daki genetik şifreye göre RNA tarafından üretilen; vücudun yapı taşı, enzimi ve hormonu olarak görev yapan işlevsel moleküldür.


Süreç, DNA ==> RNA ==> Protein şeklinde tek yönlü bir akışla gerçekleşir.


Transkripsiyon (Yazılma): DNA üzerinde bulunan bir genin (şifrenin) kopyası mRNA'ya (haberci RNA) aktarılır.

Translasyon (Çeviri): mRNA çekirdekten çıkıp ribozoma gider. Orada, DNA'dan gelen bu şifre okunarak amino asitler birleştirilir ve proteinler üretilir.

Epigenetik kontrollü erişim: Genetik kodunuz (DNA dizilimi) değişmeden, genetik bilginin okunup okunmayacağını (yani genlerin açık veya kapalı olma durumunu) kimyasal etiketlerle düzenleyen mekanizmadır. Bu etiketlerden biri ve FSHD’yle ilgili olanı DNA metilasyonudur.



FSHD TEDAVİ MEKANİZMALARI NELERDİR?

FSHD tedavilerini 3 genel grupta toparlayabiliriz.


1) DUX4’ü hedefleyen tedaviler:

Bu tedaviler doğrudan DUX4 geninin susturulmasına ve DUX4 protein üretiminin durdurulmasına yönelik tedavilerdir. DUX4’ü hedefleyen ilaçlar genellikle, RNA hedefli terapiler ve epigenetik terapiler olarak iki ayrı metodla çalışmaktadır.


*RNA hedefli tedaviler, hastalıkların temel nedeni olan hatalı proteinleri üretmeden önce genetik mesajı (RNA) yakalayıp durduran veya düzelten yöntemlerdir. RNA terapileri, bir rahatsızlığı tedavi etmek için DNA'ya benzer bir genetik materyal türü olan RNA parçalarını kullanır. Bu tekniklerin çoğunda, RNA parçaları haberci RNA (kısaca mRNA) ile etkileşime girer. Bu terapiler, mRNA ile etkileşime girerek bir genden ne kadar protein üretileceğini etkiler ve bu da genetik bir değişikliğin etkilerini telafi edebilir. Bu RNA terapilerine örnek olarak antisens oligonükleotid (ASO) ve küçük müdahale edici RNA (siRNA) terapileri verilebilir.


*Epigenetik tedaviler (epigenom değiştirici gen terapileri), DNA dizilimini kalıcı olarak değiştirmeden (mutasyonu düzeltmeden) genlerin çalışma mekanizmalarını (ekspresyonunu) açıp kapatarak hastalığın seyrini değiştiren bir gen terapisidir. Genleri açıp kapatan biyolojik anahtarlar gibi davranan farklı epigenetik mekanizmalara kimyasal etiket/kimyasal işaret adı verilir. Genlerin açılıp kapanmasını yöneten kimyasal etiketler içinde en önemlilerinden biri ve FSHD ile ilgili olanı DNA metilasyonudur. Epigenetik tedavileri genelde DNA metilasyonuna müdahale ederek DUX4’ü susturmaya yöneliktir. Epigenetik gen tedavileri arasında oldukça yaygın olan diğer bir tedavi de AAV (Adeno İlişkili Virüs) vektör tedavisidir. AAV gen terapisi, yeni genetik materyali insan hücrelerine iletmek için taşıcı olarak adeno-ilişkili virüs vektörlerinin kullanımını ifade eder.


2) Kas büyümesini destekleyen/miyosatin inhibitörü tedaviler:

Miyostatin, vücuttaki kas gelişimini ve büyümesini sınırlayan, bir nevi kas artışına "fren" görevi gören bir proteindir. Kas hücreleri tarafından üretilir. İskelet kaslarının kontrolsüz büyümesini engelleyerek, doku bütünlüğünü ve dengesini korur. Sağlıklı bireylerde, DUX4 geni embriyo gelişiminin erken aşamalarında susturulduğundan, miyostatin üretimi durur ve kaslar normal gelişim ve onarım sürecini korur. Miyostatin oranının yüksek olduğu bünyelerde ise kas erimesi ve yıkımına neden olur. Bu tedaviler miyostatinin vücutta kas büyümesini sınırlayan etkisini bloke ederek kas kütlesini artırmayı hedefler.


3) İmmün modülasyon tedavileri:

İmmün  modülasyon, vücudun bağışıklık sisteminin işleyişini düzenlemeye ve belirli bir amaca yönelik olarak değiştirmeye (güçlendirmeye ya da baskılamaya) yönelik tıbbi müdahaleler bütünüdür.


MEVCUT DURUMDAKİ İLAÇ ARAŞTIRMALARI NELER, HANGİ AŞAMADA VE HANGİ TEDAVİ MEKANİZMASIYLA ÇALIŞIYOR?

Artık terminolojiye hakim olduğumuza göre hangi ilacın ne aşamada olduğunu ve vücuttaki işleyişini anlamak için özet bir tablo yeterli olacaktır.


Kırmızı ile yazılan isimler ilaç/etken madde ismidir.
Kırmızı ile yazılan isimler ilaç/etken madde ismidir.

Bilgi güçtür! Sağlıklı günlerde buluşmak dileğiyle…

Comments


FSHD Türkiye

fasiyoskapulohumeral musküler distrofi
bottom of page